Üyelik Girişi
fenciyim
Anket
DERS SAYILARININ AZALTILMASI FİKRİNE KATILIYORMUSUNUZ?
Site Haritası

Beyin Fırtınası Kuralları ve Yararları

            Beyin Fırtınası -2   

 

   YÖNTEM ve TEKNİK

Yöntem ve teknik kavramları birbirine çok karıştırılmaktadır. Bazı kaynaklarda yöntem olarak karıştırılan kavramlara bazı kaynaklarda teknik denilmektedir. Öncelikle yöntem ile teknik arasındaki farklılığı ortaya koymak gerekmektedir.

Yöntem genelde hedefe ulaşmak için izlenen en kısa yol olarak tanımlanmaktadır. Eğitim terimleri sözlüğünde de yöntem “bir sorun çözmek bir deneyi sonuçlandırmak, bir konuyu öğrenmek ya da öğretmek gibi amaçlara ulaşmak için bilinçli olarak izlenen düzenli yol” olarak tanımlanmıştır. Teknik ise bir öğretme yöntemini uygulamaya koyma biçimi ya da sınıf içinde yapılan işlemlerin bütünü olarak tanımlanabilir. Yöntemi bir tasarım, tekniği de bir uygulama olarak görebiliriz. Daha geniş bir açıdan yöntemi hedeflere ulaşmak için öğretme-öğrenme sürecini desenleme ye da planlama, tekniği de bu desenlenen ve planlanan düşüncelerin uygulanmaya aktarılmasına izlenen yol olarak görebiliriz.
Yaygın olarak kullanılan teknikler aşağıdaki gibi gruplandırılabilir;

•   Yaratıcı düşünme teknikleri
•   Grupla öğretim teknikleri
•   İş birliğine dayalı öğrenme teknikleri
•   Bireysel öğretim teknikleri
•   Sınıf dışı öğretim teknikleri

Bu gruplamayı da kesin çizgilerle birbirinden ayırmak oldukça güç, ancak öğretim teknikleri temelde bireye dönük ve gruba dönük olmak üzere iki ana grupta toplanabilir. Bu tekniklerin özellikleri ve öğretimde kullanılmasına ilişkin açıklamalar aşağıda verilmiştir.

YARATICI DÜŞÜNME TEKNİKLERİ

Yaratıcı düşünme tekniklerinin kaynağı, yaratıcı buluş ve düşünce sahibi olarak tarihe geçen bazı insanların kullandıkları düzeyde düşünme teknikleridir. Böylece yaratıcı bireyler tarafından farkında olmadan bilinçsizce kullanılan bu teknikler bilinç ışığına çıkarılmakta, bilinen ve öğretilebilir teknikler olarak eğitim programlarında yer almaktadır.

Yaratıcı düşünmenin doğasında anolojik düşünme (Uyarlama) vardır. Buluşların ve yaratıcı düşüncenin bir gazete haberinden tarihi bir olaydan bir filmden şarkıdan veya bir romandan esinlenerek yapıldığı durumlar çoktur. Müzikte  resimde bir şeylerden esinlenerek yapılan çok sayıda meşhur eser vardır. Mitolojiden kutsal kitaplardan tarihteki bazı olaylardan esinlenerek ortaya konan eserlerin sayısı hiçte az değildir. Leonardo da Vinci, William Shakespeare, Tehaikovsky’nin mitolojiden ve kutsal kitaplardan esinlenerek eserlerini meydan getirdikleri bilinmektedir.
 
Sıklıkla kullanılan yaratıcılık yeteneklerinde biri zihinde bir fikir ya da resim yaratma yeteneği olarak tanımlanan imgelerdir. Yaratıcı imgelemede gerçekleşmesi arzulanan şeyin açık ve net bir görüntüsünü zihinde yaratmak için düş gücünü kullanılır. Kişi daha sonra zihinde yarattığı şeyi gerçekleştirinceye kadar o imge üzerinde odaklanmayı sürdürür. ABD’deki Yaratıcı Öncülük Programının yöneticilerinden Gawain (1996) imgeleme ile yaratıcı yeteneğin geliştirilebileceğini ifade etmektedir.

İmgeleme zihinde bir fikir sözcük fiziksel bir görüntü veya bir resim yaratmaktadır. Bazı insanların düşleri bir tablo kadar net olurken bazıları için bu o kadar açık olmayabilir. Zihnimizde bir tablo veya bir proje yaratmamıza yardımcı olan her şey yaratıcı imgelemeye yardımcı olur.

İmgeleme bireye sınırsız fikir kaynağı sunar. Bugün kullandığımız eşyalar önce birilerinin zihninde canlanmış daha sonra varlık kazanmıştır. Her imgelem önce sahibinin kafasında görsel bir şekle dönüşür. Daha sonra fiziksel varlık kazanır. Einstein’in “hayal gücü bilgiden daha önemlidir” sözü imgelemenin insanlık tarihine katkılarını çok güzel şekilde özetlemektedir. 

Esasen bugünün dünyası dünün hayal ürünleri ile doludur. Bazı yazarların hayal güçlerini ortaya koyan bilim kurguları artık birer gerçek olmaktadır. Meşhur bilim kurgu filmi “Uzay Yolu” ve George Orwel’in meşhur romanı “1984” gerçekleşen veya gerçekleşmekte olan hayal güçlerine en güzel örneklerdir.

Einstein’in buluşlarını “zihinsel deneyler” adını verdiği yöntemle gerçekleştirdiği bilinmektedir. O, buluşlarını gerçekleştirmek için ışık hızındaki bir asansöre binip uzaya seyahat ediyordu.

   İnsanlık tarihi esinlenme, çağrışım yoluyla gerçekleştirilen buluşların yanında hayal gücünün ürünü olan yaratıcılık ürünleri ile doludur. Uygarlık atılımları yaratıcı hayal gücünün ürünleri ile doludur. Hayal gücü olmadan gelişme mümkün değildir. Bundan dolayıdır ki yaratıcılık eğitiminde beyin fırtınası gibi bir çok yöntem hayal gücünü aktif kılma anlayışına dayanmaktadır. Einstein çevresine sürekli “rüya görmeyi öğrenin” demiştir.

   Türk kültürü yaratıcı hayal gücü ürünleri ile doludur. Devler, peri kızı, deniz kızı, Kafdağı bunlardan sadece birkaçıdır. Keloğlan ise Türklerin yaratıcı hayal gücünün diğer kültürlerde az rastlanan bir örneğidir. Saf ve aptal görünen ve çok tembel olan Keloğlan hangi işe girse yüzüne gözüne bulaştırır. Fakat ne zaman darda kalsa kurnaz ve akıllıca davranışları ile kurtulur.

   Hacivat ve Karagöz kültürümüzdeki diğer yaratıcılık örneğidir. Türk insanı yüzyıllarca Çin ve Uzakdoğu kültüründe de benzerlerine rastlanan bu tiplemelerle, siyasal yergilerini yapmıştır. Aynı zamanda ince mizah ustası olan Hacivat ve Karagöz oyununda Beberuhi ve Tuzsuz Deli Bekir gibi yan karakterler de vardır ki sinemanın ve televizyonun olmadığı dönemlerin en harika oyunudur.

   Türk kültüründeki diğer yaratıcı ürün ortaoyunudur. Ortaoyunun en önemli özelliği doğaçlamaya dayanmasıdır. Hacivat ve Karagözle büyük benzerlik gösteren ortaoyununda Kavuklu ve Pişekar yer almıştır.

   Türkçe derslerinde çocuklara kompozisyon yazdırılırken imgelemeden, hayal gücünden yararlanılabilir. Örneğin; heyecanı tırmandırıcı, korku verici, hüzünlendirici yada mutlu edici müzikler öğrencilere dinletilerek zihinlerinde oluşturdukları tabloyu kağıda aktarmaları istenebilir. Yada bu müzikten hareketle bir öykü yazmaları istenebilir.
   Yine Türkçe dersinde öğrencilerden, 100 yıl sonra Dünya’da neler olabileceğini yazmaları istemek öğrencilerin yaratıcı düşünceler bulmalarına, hayal güçlerini kullanmalarına yardımcı olacaktır.

   Öğrenciler büyük mucitlerin bile eserlerini bazen bir şeylerden esinlenerek ortaya koydukları hatırlatılarak aynı yöntemi kullanmaya teşvik edilmelidir. Öğrenciler, mevcut şeyleri değiştirmeye, yeni kombinasyonlar bulmaya, mevcut şeyleri geliştirmeye teşvik edilmelidir. Bugünkü bazı problemlere 25, 50, 100 yıl sonra nasıl çözüm getirilebileceği sorularak öğrencinin bugünün sınırlarından kurtularak fantezik çözümler üretmeleri teşvik edilebilir.

   Aşağıda yaratıcılığı geliştirmek için kullanılan öğretim teknikleri tanıtılmıştır. Orijinal fikirler üretmek ve yeni kombinasyonlara ulaşmak için sıklıkla kullanılan bu teknikler, ortaokul lise seviyesinde rahatlıkla kullanılabileceği gibi üstün ilkokul çocukları için de kullanılabilir.

BEYİN FIRTINASI

   Beyin fırtınası, bir konuya çözüm getirmek, karar vermek ve hayal yoluyla düşünce ve fikir üretmek için kullanılan yaratıcı bir tekniktir. Buna “Buluş Fırtınası” da denilmektedir.
   Bu tekniğin temel ilkeleri şunlardır. Bir problem çözmekle görevlendirilen bir grubun üyeleri mümkün olduğu kadar çok fikir ileri sürerler. Dile getirilen her çözüm teklifi diğer grup üyelerini daha yeni ve iyi buluşları ortaya çıkarmaya yöneltir. Ancak ortaya atılan fikirlerin ayrıntılı bir şekilde açıklanması yada savunulması istenmez. Sadece fikirlerin mümkün olduğu kadar hızlı ifade edilmesi, yazıya geçirilmesi ve sonra sükunetle değerlendirilmesi istenir.

   Görüldüğü gibi bu teknik bir yaratıcı düşünme tekniği olduğu gibi aynı zamanda bir grupla öğretim tekniğidir. Fakat biz beyin fırtınası tekniğini yaratıcı düşünme tekniği içinde değerlendirdik.

   Beyin fırtınasının esası; belirli bir durum veya probleme ilişkin fikir ve seçenekleri ortaya koymaktır. Örneğin; bir teneke kutunun, eski gazetelerin veya bir ataşın kullanım alanlarının bulunması türünden bir alıştırma ile öğrenciler yaratıcı düşünmeye ve imgeleme yapmaya zorlanır.

   Beyin fırtınasının diğer bir kullanış şekli de varsayımda bulunmaktır. Bireyi yaratıcı düşünmeye zorlamayı amaçlayan bu teknikte; örneğin, bütün nehirlerin tuzlu olması durumunda dünyada neler olabileceği tartışılır.

 Beyin fırtınası bir çok öğretim etkinliğinde kullanılabilecek etkili bir yaratıcı düşünme yöntemidir. Yukarıdaki kullanımlarının yanında okuldaki güncel bir problemi tanımlamak veya çözmek için de kullanılabilir. Okula devamsızlık, derslere ilgisizlik gibi problemler bu yöntemle tartışılabilir.



   Beyin Fırtınasının Kuralları

   Beyin fırtınasının yaratıcı düşünme ve imgeleme sağlayabilmesi için dört temel koşulu vardır. Bu koşullar yerine getirilmediğinde beyin fırtınası beklenen sonucu vermez.

1.   Eleştiri kapı dışında bırakılır. Kişinin hayal gücünü rahatça kullanabilmesi ve zihninde imgeleme yapabilmesi için düşüncelerinin yargılanacağı endişesinden uzak olması gerekir.

2.   sınırsız düşünme. Üretilen fikirlerin acayip olmasından çekinilmez, aksine bu tür fikirler teşvik edilir. Acayip fikir ve düşünceler yeni çözüm yollarının ortaya çıkmasına yardımcı olur.

3.   Nicelik aranır. Temel prensip, mümkün olduğunca çok sayıda fikir üretmektir. Amaç iyi bir çözüm bulma olasılığını arttırmaktır.

4.   kombinasyon ve geliştirme aranır. Yeni kombinasyonlarla, düşünce listesi daha da uzar. Beyin fırtınası seansında öğrenciler birbirlerinin fikirlerinden esinlenerek değişik imgelemeler yaratacaktır.

Ters beyin fırtınası: beyin fırtınası bazen tersinden kullanılır; yani problem tersinden ele alınır:

Toplumun ahlakını nasıl çökertebiliriz? Okula devamsızlığı nasıl arttırabiliriz? Öğrencilerdeki yaratıcılığı nasıl öldürebiliriz? Bu yolla mevcut durumdaki olumsuz ve yanlış noktalara işaret edilerek çözüm dolaylı olarak ortaya konmuş olur.

Beyin fırtınası ile problem çözmede istenilen düşünme yöntemleri farklılık göstermektedir. Bu teknikte en çok yararlanılan çözüm yolları aşağıdaki gibidir.

1.   Benzerlerinden yararlanma: Bir problemi çözmek için yollar aranırken tabiattaki örneklerden yararlanmak mümkündür. Örneğin uçak kanat modellerinin kuş kanatlarından esinlenerek üretilmesi.

2.   Fikir Bağlantıları Kurma: NASA yetkilileri astronot elbiselerinde fermuar yerine geçecek bir düzenek arıyorlardı. Fikir bulma timi toplantıda sözlükten rasgele “yağmur ormanı” sözcüğünü seçti.beyin fırtınasının kullanıldığı bu toplantıda katılan üyelerden biri tropik yağmur ormanından geçerken elbisesinin dikenlere takıldığını hisseder gibi olduğunu söyledi. Bunun üzerine astronotlara iç içe giren ve dikene benzeyen iplikten yapılmış bir elbise dikilmesi fikrini geliştirmiş oldu.

3.   Zarardan Yarar Çıkarma: ABD’de bir bira fabrikası dinlenmiş birayı ücret karşılığı elden çıkarmak gibi bir problemle karşı karşıya kalmıştı. Fabrika yöneticilerinden biri Tom Sawyer’in arkadaşlarını nasıl kandırdığını hatırladı ve bu örnekten esinlenerek dinlenmiş birayı kesimlik hayvanlara besi maddesi olarak Japonya’ya gönderilmesi fikrini ortaya attı. Böylece zarardan yarar çıkarma yoluna gidilmiş oldu. Tom Sawyer, arkadaşlarına bahçelerinin çitini boyama şerefini vermiş ve ayrıca bu şeref karşılığında onlardan bir de ücret almıştı.

NİTELİK SIRALAMA

   Crawford tarafından dizayn edilen bu yaratıcı eğitim tekniğinde bir eşyanın nitelikleri ve geliştirilmesi için gerekenler sıralanır. Crawford, öğrencilerine nitelik sıralaması yaptırdığı her alıştırmada, ondan esinlenerek başka bir ürünün ortaya çıktığını ifade etmektedir. Bu şekliyle nitelik sıralama hem yaratıcı düşünme sürecini açıklayıcı bir teori hem de pratik bir yaratıcı düşünme tekniğidir.

   Nitelik sıralamada öğrenci bir problemin veya objenin temel karakteristiklerinin bir sütunda sıralar ve objenin her bir özelliğini geliştirmenin yollarını düşünür. Örneğin, okul sıralarının nasıl daha kullanışlı hale getirilebileceği şeklindeki bir problemi çözmek için önce sıranın tüm özelliklerini bir sütunda sıralar. Bu liste sıranın büyüklüğü, eni, boyu, yüksekliği, rengi, kitap koyma yerlerinin büyüklüğü, kullanılan materyalin özellikleri gibi bilgileri içerir. İkinci sütunda her bir niteliğe ilişkin geliştirici ve iyileştirici fikirler sıralanır. Bu esnada yeni kombinasyonlar, sıranın mevcut şeklini değiştiren fikirler de üretilir.

   Nitelik sıralamanın Türkçe Öğretiminde kullanımı sınırlıdır. Bu tekniği uygulamak için öğretmen öncelikle bir obje belirlemelidir. Örneğin bir ev resmi yada maketi bir başlangıç olabilir. Öğrencilerden bu evin niteliklerini bir kağıda sıralamaları istenir. Evin özellikleri bir sütuna yazıldıktan sonra ondan faydalanılarak başka bir ürün ortaya konabilir yada ev geliştirilebilir. Örneğin, bu evin bir öyküde nasıl kullanılacağı öğrencilere yazdırılabilir, bu evi öykü içinde geliştirmeleri istenebilir. Böylece öğrenciler hem evi geliştirmiş, örneğin ondan bir apartman yada bir mahalle oluşturmuş olur hem de öykü içinde kullanarak başka bir kullanım sahası yaratmış olurlar.

SİNETİK

   Birbiriyle alakasız parçaları bir araya getirmek anlamını taşıyan bu teknik Gordon tarafından yaratıcı bireylerin farkında olmadan, bilinçsizce kullandıkları yöntemlerin araştırılması ile ortaya çıkarılmıştır. Temeli analojiye (fikirleri başka ortamlara aktarma) dayanan sinetik’in üç yöntemi vardır: Doğrudan analoji, kişisel analoji ve fantezik analoji. Her üç yöntemde de yaratıcılık eğitim programlarında sıklıkla kullanılır.

   Doğrudan Analoji: Bu yöntemde öğrenciden, sorunu tabiattaki canlıların çözdüğüne benzer bir şekilde çözmesi istenir. Öğrenci sorunlara; bir hayvan, kuş, çiçek, böcek vb.nin benzer durumda ne yaptığını esas alarak özüm getirmeye çalışır. Örneğin, üşümemek için havyaların ne yaptığı incelenerek, nasıl sıcak kalınabileceğine ilişkin öneriler üretilir.

   Kişisel Analoji: Bu yöntemde öğrenciden kendisini bir eşya yada başka bir canlının yerine koyması istenir. Çocuklar kendilerini bir eşyanın yerine koyar. Kendilerini bir köpeğin yerine koymaları, bir kelebek gibi uçmaları, ormanda bir ağaç olmaları veya bir saatin yelkovanı olmaları istenerek yaratıcılık güçleri harekete geçirilmelidir. Bu yöntem Türkçe öğretiminde de kullanılabilir. Örneğin öğrenciye, kendini bir kelebeğin yerine koyarak neler yapabileceği ile ilgili bir kompozisyon yazdırılabilir. Yine kendini yelkovan yerine koyması istenerek zaman ve saat hakkında düşüncelerini yazması istenebilir. Hatta buradan hareketle bir öykü oluşturabilir.

   Fantezik Analoji: Bir çeşit arzu ve temenniler listesi çıkarmaktır. Öğrencilerden insanların yemeden, içmeden yaşayabilmesi, istediği yere istediği anda ulaşabilmesi, uçabilmesi, gözleri ile iş yapma gücünü elde etmesi vb. arzularını sıralaması istenir. Amaç; imaginasyonu güçlendirmek ve hayal gücünü kullandırmaktır.

   Bugünün buluşları, bir zamanların fantezileri olmalı: Herhalde birileri kendi kendine yürüyen merdiven fantezisini kurmuş olmalı; kendi kendine giden araba fantezisi de öyle, akıllı fırınlarda.

   Türkçe Öğretiminde kullanılan bu teknikte öğrenciye arzu ve temennilerinden oluşan bir liste hazırlamaları istenebilir. Bu listeden herhangi bir arzu alınarak çocuk onun üzerinde konuşturulup bundan bir kompozisyon yazdırılabilir.


ROL YAPMA

   Rol yapma, öğrencinin kendi duygu ve düşüncelerini başka bir kişiliğe girerek ifade etmesini sağlayan bir öğrenme tekniğidir. Öğrencinin iyi rol yapabilmesi için yaratıcı düşünce önemlidir.

   Bu tekniğin uygulanmasında, öğrencilere rol dağıtırken dikkatli olunmalı, özellikle uygulama için gönüllü ve başarılı öğrencilerin rol almasına özen gösterilmelidir.

   Roller ve oynayacak kişiler belirlendikten sonra sahne düzeni yada durum öğrencilere açıklanır. Rol yaparken öğrencilerden öğrendikleri diyalogda yada bir konuşma metninde geçen aynı cümleleri kullanma yerine o durumda söylenmesi gereken ve öğrendikleri cümle kalıbına uygun düşen kendi cümlelerini kullanmaları istenir. Türkçe dersinde uygulanırken öğrencilerin kullandığı cümle kalıplarına dikkat edilmelidir.nasıl cümleler kurdukları gözlenmelidir. Devrik cümleleri, eksiltili cümleleri, basit ve bileşik cümleleri kullanma sıklıkları ve başarıları dikkate alınmalıdır.



   Aşağıda rol yapma için önerilen sınıf içi etkinlikler yönlendirici olabilir:

a.   Ortam yaratmak: Burada temel nokta doğal olmaktır. Öğrenmeye hazır duruma getirecek şekilde grubu güdülemek gerekir.

b.   Rol yapmak için sahneyi hazırlamak: Eğer hangi sorun yada olayın rolü oynayacağına karar verilmişse, roller paylaştırılır ve provaları yapılabilir. Kimlerin rol alacağı kararlaştırılmışsa, sorun bütün sınıfla birlikte ele alınır. Bunu yapmanın bir yolu, sınıf liderinin (ki bu lider öğretmen yada öğrenci olabilir) dört yada beş öğrenciyi sınıfın önünde sorunu tartışmaya davet etmesidir. Tartışma ilerledikçe sorunla ilgili ana noktalar tahtaya yazılır. Bu şekilde olayda yer alan karakterlerin özelliklerinin belirlenmesine ve tanımlanmasına yardımcı olunur.

c.   Roller için öğrencilerin seçilmesi: Rollerin seçimi, önceden yada sınıfın sorunu tanımlamasından sonra kendiliğinden yapılabilir. Öğrenciler, rollerin genel özellikleri açısından aydınlatılır. Rol yapmanın bir uyarlama işi olduğu vurgulanır.

d.   Rollerin oynanması: Bu aşamada rol alan öğrenciler rollerinin oynar, sınıfın geri kalan öğrencileri de seyirci olarak olayı izler.

e.   Olayın tartışılması: Oyunun sunuluşu tüm sınıf tarafından yada önce küçük gruplar halinde daha sonra da tüm sınıf tarafından tartışılabilir. Öğrencilerden, oyunun ve oyuncuların güçlü ve zayıf noktalarını söylemeleri istenebilir.

Rol yapmada asıl amaç öğrencinin belli durumlara ilişkin duyarlılıklarını öğrenmektir. Sınıfta rahatlıkla uygulanabilecek olan bu öğretim tekniğinde ders konusu ile ilgili, içinde gerçek şahıslarında olduğu bir durum seçilir. Türkçe dersinde yarım kalan bir öykü, iyi bir başlangıç olabilir.


   
Öğrencinin canlandırdığı tip ve içinde bulunduğu durum kendisine tasvir edildikten sonra birkaç dakika, üzerinde düşünmesine izin verilir. Daha sonra, öğrenci rolünü canlandırmaya başlar. Öğretmen zorunluluk olmadıkça oyunu kesmemelidir. Sıkıcı bir noktaya ulaştığında öğretmen rol yapmayı durdurur. Sonunda öğrencinin neler hissettiği, canlandırdığı tip ve davranışlarının sebepleri tartışılır.

   Genellikle bilgileri olmadıkları konuda öğrencilerden rol yapmamalarını istememek gerekir. Öğrenciye yapacağı rol hakkında önceden genel bir bilgi verilmesi yerinde olur. Örneğin, çevre kirliliği ile ilgili sorun ele alınacak ise öğrencinin çevre kirliliği hakkında bilgisi olması ve konuyla ilgili yeni sözcükleri bilmesi gerekir. Sınıfın içinde birkaç çeşit grubun rol yapması yerine bir grupla çalışma yapmak daha etkilidir. Çünkü rol yaparken sınıfta dinleyici gerekir. Seyirci oyuncu etkileşimi kurulmalıdır. Basit roller ise kısa bir çalışma ile gerçekleşebilir.
   
GÖSTERİ

Gösteri, izleyici grubun önünde bir işin nasıl yapılacağını göstermek yada genel ilkeleri açıklamak için başvurulan bir tekniktir.

Gösteri, sınıf içinde genellikle öğretmen yada varsa kaynak kişilerce yapılabilir. Gerektiğinde öğrencilerden de yararlanılır.gösteri tekniğini sınıf içinde etkili bir şekilde uygulayabilmek için dikkatli bir hazırlık gerekir. Bu hazırlık yapılırken aşağıdaki hususlara dikkat edilmelidir.

1.   Bu dersle ilgili gösterinin hedefleri nelerdir? Öğrencilere öğretilmek istenilen bir beceri mi yoksa sadece bir ek bilgi midir?

2.   Gösteri için yeterli araç ve gereç var mıdır? Gösteri, gerçek araçlar kullanılarak yapılabildiği gibi modeller kullanılarak da yapılabilir. Bunlardan başka resim, dia, film şeridi, hareketli filmler, basit çizimler yada semboller kullanılarak da yapılabilir. Yapılan hazırlıkta bu araçlardan hangilerine ihtiyaç duyulduğu kararlaştırılmalıdır.

3.   Gösteri için yeterli zaman ayrılmış mıdır? Bu arada öğrencilerin düşünceleri, sordukları sorularda göz önünde tutulmalıdır.

4.   Öğrencileri hazırlamada en önemli husus, onlara bu gösterinin hedeflerinin ne olduğunu iyice anlatmaktır. Öğrencilerin ilgisini çekebilmek için bu hedefler açık seçik ortaya konmalıdır. Ayrıca bunun önemini ve niçin öğrendiklerini de anlamalıdırlar. Öğrencileri hazırlamada şu sorulara cevap aranmalıdır:

a.   Hangi hedeflere ulaşılacaktır. Bu hedeflere ulaşmada öğrenciler ne gibi bir rol oynayacaktır? Bu gösteriye öğrencilerin ilgisini çekecek hususlar nasıl sağlanacaktır?

b.   Gösteri sırasında öğrenciler olaya nasıl iştirak edeceklerdir? Gösteri ilerledikçe öğrencilere hangi sorular sorulacaktır?

c.   Gösteri sırasında öğrenciler not alacak mı, yoksa bazı önemli noktalar onlara teksir halinde mi verilecektir?

d.   Yapılan hazırlıklar tüm araç ve gereçler ve öğrenciler hazırsa, artık gösteriye başlanabilir. Tüm gösterilere ana amaç, öğrenmeyi sağlamak olmalıdır.

Gösteri sırasında dikkat edilecek hususlar:

1.   Tüm öğrenciler iyi duyuyor ve görüyor mu? Gösteri ilerledikçe tahtaya bir taslak çıkartılıyor mu? Bu taslaktan amaç, öğrenciye düşünmesine yol göstermek ve gösteriyi daha iyi anlamasını sağlamaktır.

2.   Bilinmeyen yeni terimlere dikkat ediliyor mu? Gösteriye devam etmeden önce öğrenciler bunları anlıyor mu?

3.   bazı sorularla öğrencilerde merak uyandırılıyor mu? Öğrencilerin de öğretmenle birlikte tahmin ürütmesine izin veriliyor mu?

4.   Öğrenciler soru sormaları için cesaretlendiriliyor mu? Gerektiğinde gösteri için öğrencilerden yardım isteniyor mu?


Gösteri tamamlandığında öğretmen kendine şu soruları sormalıdır:

a.   Öğrenciler ne öğrendi?
b.   Öğrendiklerinin uygulaması yapılabildi mi?

Tüm gösterilerin öğretmen tarafından yapılması zorunluluğu yoktur. Gerektiğinde öğrenciler, bunu kendi aralarında yapabilirler. Bu sayede kendi yeteneklerini geliştirme ve başkalarıyla iletişim kurma olanağını bulabilirler.



Gösteri Tekniğinin Türkçe Dersinde Kullanımı:

Derste kısa bir hareketli film gösterisi yapılır. Öğretmen bunu hikaye ederek anlatır. Daha sonra farklı bir hareketli film gösterisi yapılır ve bu kez öğrencilerden yazılı veya sözlü olarak bir hikaye anlatmaları istenir.

Eğer sözlü anlatım istenirse, gösteri tekniği Türkçe’nin anlama ve sözlü anlatım basamaklarında yararlı olur. Öğrencilerin kendi cümlelerini kurarak akıcı konuşmaları sağlanabilir. Hikaye ederken yaratıcılıkları gelişir.
   Öğrencilerden hikayeyi yazılı olarak anlatmaları istenirse, öğrencilerin yine anlama ve anlatma basamaklarında gelişmeleri sağlanır. Ayrıca öğrencilerin yazarken bazı dilbilgisi kurallarına dikkat etmeleri gerekeceği için, dilbilgisinde ve yazım kurallarında da gelişmeleri sağlanabilir.

SORU-CEVAP

   Sınıf içi uygulamalarda en yaygın bir şekilde kullanılan tekniktir. Bu teknik, öğrencilere düşünme ve konuşma alışkanlıklarını kazandırma bakımından oldukça önemlidir ve her dersin öğretiminde kullanılır. Sokrates tekniği olarak da bilinmektedir. Sokrates’in önceden düzenlenmiş birtakım sorularla karşısındakinin zihninde saklı bulunan doğruları açığa çıkarma ve böylelikle ona gerçeği buldurma temeline dayanan bir öğretim tekniğidir.

   Soru sorarken dikkat edilecek hususlar:

a.   Bütün sınıfı ilgilendiren sorular, tüm sınıfa sorulmalı ve aynı anda herkes cevabı bulmak için düşündürülmeli; daha sonra da soruyu cevaplandıracak kişi belirlenmelidir. Bu belirlemede cevap vermeye gönüllü öğrencilere öncelik verilmeli, kolay sorular gruba göre öğrenmesi yavaş olan öğrencilere sorulmalıdır. Yanlış cevap veren öğrenciler azarlanmamalı ve sınıf içinde küçük düşürücü davranışlardan kaçınılmalıdır. Diğer bir husus da soruların sınıftaki tüm öğrencilere adaletli bir şekilde yöneltilmesini sağlamaktır.

b.   Doğru cevaplar anında pekiştirilmelidir. Yanlış cevaplar doğrusu tekrar ettirilerek düzelttirilmelidir. Doğru cevapların verilmesi için ipuçları kullanılmalı yada yan sorular sorulmalıdır.

c.   Sınıfa değil de öğrencilere tek tek sorular yöneltiliyorsa; oturma sırası, numara sırası gibi belli bir sıraya göre değil de seçkisiz (random) yolla sorulmasında yarar vardır. Böylece tüm sınıfın dikkatli ve ilgili olması sağlanmış olur.

Soruları öğretmen sorabileceği gibi öğrencilerin öğretmene yada öğrencilerin birbirine soru sormalarına da olanak sağlanmalıdır.

   
Bu şekilde etkileşim düzeni,
                                                                  Öğretmen
                                                     
   Soruların öğrenciler tarafından cevaplandırılmasında dikkat edilmesi gereken hususlar:

   Soruyu
¬ sorduktan sonra, düşünmek için zaman bırakınız.
   Öğrencilerin, soruya
¬
kendi sözcüklerini kullanarak cevap vermelerini sağlayınız.
   Konuşma
¬
güçlüğü olan öğrencileri sabırla dinleyiniz ve diğer öğrencilerin de sabırla dinlemesini sağlayınız.
   Yanlış cevap veren yada cevap vermede güçlük
¬
çeken öğrenci ile alay etmekten, onu azarlamaktan yada küçük düşürücü bir davranışta bulunmaktan kaçınınız.
   Cevap vermek isteyen öğrencilere
¬
adlarını söyleyerek söz veriniz. Böyle bir yaklaşımla soru-cevap tekniği sınıf içinde başarıyla uygulanabilir

Soru sormada en önemli husus, bekleme süresidir. Öğretmenlerin soru sorduktan sonra en çok bir saniye bekledikleri ifade edilmektedir. Bu süre, gerçek anlamda düşünmek için yeterli değildir. Genelde çocuklar, çabuk yanıt vermek eğilimindedirler. Öğrenciler, 3-4 saniyelik hamlelerle konuşmaktadırlar. Bu durum, uzun düşünerek verilen yanıtları ve tartışmaları olanaksız kılmaktadır.

Öğretmenlerden, soru-cevap tekniğini kullanırken soru sorduklarında bekleme süresi olarak öğrencilere 3-5 saniye vermeleri istenmektedir.

   Soru-Cevap Tekniğinin Türkçe Dersinde¬
Kullanımı:

Derste bir düzyazı veya şiir verilebilir.

   GÜNEŞ DELİSİ
Akan suyu severim ben.
Işıldayan karı severim.
Bir yeşil yaprak,
Bir telli böcek,
Yeşeren tohum
Güneşte görsem
Sevinç doldurur içime.
Bir günü,
Güzel bir günü,
Güneşli bir günü
Hiçbir şeye değişmem
            
Necati CUMALI

   Şiir derste okunur ve okutulur. Daha sonra öğrencilere parçayla ilgili şu sorular sorulabilir:
1.   Sizler nasıl bir günü seversiniz? Niçin?
2.   haftanın en çok hangi gününü seviyorsun? Neden?
3.   sana göre bu şiire en uygun bir başlık ne olurdu?

Bu sorular çoğaltılabilir. Bu sorular sayesinde öğrencilerin düşünmeleri sağlanır. Özellikle yorum içerikli sorular sorulursa, öğrencilerin yaratıcılıkları ve yorum kabiliyetleri gelişir. Bu teknik Türkçe’nin anlama, anlatma, okuma basamaklarında rahatlıkla kullanılabilir.

DRAMA

Drama, öğrencilerin hangi durumlarda nasıl davranmaları gerektiğini yaşayarak öğrenmelerini sağlayan bir öğretme tekniğidir. Problem çözme ve iletişim kurma yeteneğini geliştirir. Bu teknik, bilinen en eski öğretme tekniklerinden birisidir. Çok kullanışlı ve yararlı olduğu için günümüzde okullarda yaygın olarak kullanılmaktadır. Drama tekniğinin yararları şöyle sıralanabilir:

a.   Etkili ve dikkatli dinleme yeteneğini geliştirir,
b.   Kişinin kendine olan güvenini arttırır,
c.   Anlama yeteneğini ve yaratıcılığını arttırır,
d.   Akıcı konuşmayı geliştirir,
e.   Dille hakimiyeti ve iyi ifade yeteneğini geliştirir,
f.               Bilgilerin etkin kullanımını sağlayarak onları pekiştirir.

Bu teknik, tek taraflı olmayıp hem oyuncuya hem de seyirciye yöneliktir.
Drama tekniğinin iki türü vardır, bunlar biçimsel ve doğal drama teknikleridir.

Doğal drama adından da anlaşılacağı gibi doğal olmayı vurgular, bu şekil drama oyunlarında oyuncular kendilerini dilediği gibi ifade etme özgürlüğüne sahiptir. Bu drama tekniğinin amacı bireylere serbest konuşma alışkanlığı kazandırmak, onların duygu ve düşüncelerini kendi sözcükleriyle diledikleri gibi açıklama yapmalarına olanak sağlaşmaktır. Bu alışkanlıkların küçük yaşlarda daha etkili bir şekilde kazanıldığı belirtilmektedir.

Biçimsel drama tekniği ise, daha çok yetişkin öğrencilere dönüktür ve duygu ve düşüncelerini başka bir kişiliğe girerek ifade etme olanağını sağlar. Bu drama türünde oyunlar daha ciddi ve planlıdır. Oynanacak oyun yada hikaye oyuncular tarafından paylaştırılmış, ezberlenmiş ve provası yapılmış durumdadır. Biçimsel ve doğal dramanın bir çok çeşidi vardır; genel olarak kesin bir ayrım yapılamamaktadır. Bunlar arasında serbest oyunlar, hikayeleri sahneleme, resimlerle hikaye sahneleme, radyo ve TV haberlerini yada yayınlarını taklit etme ve gölge oyunları doğal dramaya; kuklalar, pantonim ve oyunlar daha çok biçimsel dramaya birer örnek olarak gösterilmektedir.

Biçimsel drama ile doğal dramanın farklı ve benzer yönleri nelerdir?

Dil öğrenme ve öğretme açısından bunlara bir göz atılacak olurda en önemlilerin, serbest oyunlar, kuklalar ve hikayeleri sahneleme oyunları olduğu görülür.

Örneğin, serbest oyunlar yoluyla çocuklar meramını iyi ifade etme ve konuşma yeteneklerini geliştirirler. Bu oyunların en büyük özelliği ise her zaman ve her yerde oynanabilir olmalarıdır. Fazla araç-gereç gerektirmez. Örneğin, öğretmen masası bir bilet gişesi yada bir banka veznesi yapılabilir. Bu oyun tipik bir doğal drama türüdür, ne bir sınırlama nede bir zorlama söz konusudur. Öğrenci o anda aklına ne gelirse söyler, hatta şarkı bile söyleyebilir. Bu teknikte öğretmen çok az rol oynar, daha çok yönetici rolündedir ve oyunun kendi çizgisi üzerinden gelişmesine izin verir. Sadece herhangi bir engel yada bir sorun ortaya çıktığında yardımcı olur.

Bir diğer drama türü de hikayeleri sahnelemedir. Bu yaklaşım daha çok küçük öğrencilere uygulanan tekniktir. En basit tanımıyla bu, basit bir hikayenin bir kısmı yada tamamı alınarak sergilenir. Burada en önemli nokta, anahtar cümleler ve yabancı sözcüklerin liste halinde tahtaya yazılmasıdır. Yalnız öğretmenin dikkat edeceği bazı hususlar vardır. En başta bu küçük çocuklara uygulanıyorsa o zaman oyunların kısa ve basit seçilmesine dikkat edilmelidir. Bundan başka gerçekliği artırmak için rol yeteneği olan öğrenciler seçilmeli ve basit araç ve gereçlerden yararlanmalıdır.

Kuklalar ise binlerce yıldır bilinen bir eğlendirme ve öğretme araçlarıdır. Günümüzde yabancı dil öğretimi de dahil olmak üzere birçok ülkede yaygın olarak kullanılmaktadır. Kuklaların birçok çeşidi vardır, en bilinenleri el kuklası, eldiven kuklası, ipli kuklalar ve gölge kuklasıdır. Kuklalardan hikaye anlatımında yararlanılabilir.

Drama Tekniğinin Türkçe Dersinde Kullanımı

Türkçe dersinde drama tekniğinin serbest oyun biçimini kullanabiliriz. Öğrenciler arasından bir grup seçeriz. Konu olarak onlardan “Bir ailenin hayatı”nı canlandırmalarını isteriz. Öğrenciler kendi yaratıcılıkları doğrultusunda bazı araç-gereçleri kullanarak doğaçlama bir oyun sergilerler. Diğer öğrenciler ise seyirci konumundadır. Oyun bittikten sonra seyirci konumundaki öğrencilere oyunla ilgili sorular sorulabilir veya onlardan soruşlar sormaları istenebilir. Böylece seyirci konumundaki öğrencilerde aktif duruma getirilir. Oyunu dikkatli bir şekilde izlemeleri sağlanmış olur.

Bu teknik Türkçe dersinin anlama, anlatma basamaklarında oldukça yararlıdır. Ayrıca yaratıcılığın, akıcı konuşmanın, kendine güvenin ve ifade yeteneğinin geliştirilmesi gibi faydaları da vardır. Konular güzel seçilirse, oyun doğaçlama olduğu için öğrencinin bazı özellikleri, yetenekleri, problemleri tespit edilebilir. Bu doğrultuda öğrenciye yardımcı olunur.

Eğer yazılı bir oyun seçilirse, Türkçe dersinin okuma, anlama ve anlatım basamaklarında etkili olur. Öğrenciler daha profesyonel ve dikkatli davranırlar.

BENZETİM   

Benzetim, sınıf içinde öğrencilerin bir olayı gerçekmiş gibi ele alıp üzerinde eğitici çalışma yapmalarına olanak sağlayan bir öğretim tekniğidir.

Benzetim tekniğinde, gerçek durumların önemli boyutları, ya bir modelde özel olarak yada diyagram halinde, resimler ve diğer sembolik yollarla belirlenmektedir. Uygulama sırasında zaman ve mekan genel olarak sınırlanmakta ve yaratılmak istenen gerçek durumun anlamlı yönleri seçilmektedir. Pilotların uçuş öncesi yapay koşullarda eğitim görmeleri, uçak bombardıman birlikleri ve astronotların eğitimi, tıpçıların kadavra üzerinde çalışmaları benzetim tekniğine birer örnektir.

Benzetim tekniği bir düşünce değil, bir hareket, bir olaydır. Öğrenciler bu olaya katılırlar ve ona şekil verirler. Rolleri, işlevleri, görev ve sorumlulukları vardır. Problem çözme ve karar verme durumundadırlar.

Benzetim tekniği ile eğitsel oyunların aynı olduğu söylenir, çünkü her ikisinde de gerçek bir sosyal sürecin canlandırılmasına çalışılır. Her iki tekniğin ayrıldığı husus, oyunlarda biri kazanana değin yarış sürer; benzetimde ise yarış olsa bile bu tekniğin gerekli bir parçası değildir.

Öğretmen, bu tekniği uygularken öğrencilere rolleri dağıtır, olayı tanıtır ve bir kontrolör olarak olayın dışında kalır. Problem çözme ve karar verme sürecine katılmaz. Bu teknik uygulanırken öğretmen her zaman öğrenciye anında dönüt verebilmelidir.

Araştırmalara göre benzetim tekniği öğrencilerin derse katılımlarını ve güdülenmelerini artırmakta; öğrenmeyi soyutluktan kurtarmakta, somut ve yaparak yaşayarak öğrenmeyi sağlamaktadır.

Benzetim tekniği uygulamasına hazırlanırken:

a.   Sınıf içinde uygulanan benzetim olayında öğretmenin kendisi de rol almalıdır,
b.   Öğretmen, uygulamaya geçmeden önce benzetim tekniğinin genel noktalarını kısaca anlatmalı ve öğrencilerin anlayamadığı hususları açıklamalıdır,
c.   Öğrencilere roller genelde tarafsız bir şekilde verilmelidir,
d.   Benzetim tekniği ile ele alınan olay eğer birkaç aşamadan oluşuyorsa, olayı kontrol edecek kişi her aşamadan önce küçük bir açıklama yapmalıdır,
e.   Uygulamaya başlamadan önce benzetimle ilgili tüm dokümanlar hazır olmalıdır.
Eğitimde benzetim tekniğinin kullanılması , öğrencilerin bazı toplumsal kuramları ve etkinlikleri daha iyi anlamalarını sağlar.

Benzetim tekniği ile bireyler,

1.   İleride alabilecekleri rollere daha iyi hazırlanmakta,
2.   Bildikleri ilkeleri hayat geçirebilme yetilerini geliştirmekte,
3.   Öğrenmeye, daha çok güdülenmekte,
4.   Analiz ve sentez yapabilme yetilerini geliştirmekte,
5.   Diğer bireylerle daha iyi iletişim kurabilmektedir.

Bu teknik Türkçe dersinde genellikle sözlü ve yazılı anlatım esnasında kullanılmaktadır. Kullanım sırasında benzetim tekniğinin, bir düşünce değil, hareket ve olay olduğu unutulmamalıdır. Örneğin, öğretmen öğrenciler; “Şimdi siz bir okulun müdürüsünüz ve sene başında etkili bir açış konuşması yapacaksınız. Böyle bir konuşmayı düşünüp planladıktan sonra yazınız” derse, bu benzetim için bir örnek olamaz. Öğrencinin okul müdürü rolünde olayı bizzat yaşaması ve açış konuşmasını yazması yada yazmadan konuşma yapması ve bununla ilgili rutin işleri yapması benzetim tekniği için bir örnek olabilir. Aynı şekilde, ilk yardım kursunda, manken üzerinde yapılan çalışmalarda buna örnek olabilir.

 İKİLİ ve GRUP ÇALIŞMALARI

Sınıftaki öğrenci sayısına göre en az iki ve en çok sekiz ile on kişinin bir araya gelerek aynı konu üzerinde ortak amaçlarla yaptıkları çalışmaya grup çalışması denir.

Sınıf içi etkinliklerde ikili çalışma gruplarını oluştururken ve çalışmalarını yönlendirirken aşağıdaki hususlara dikkat edilmelidir.

a.   Öğretmen, yapılacak olan tüm etkinlikler hakkında öğrenciye bir ön bilgi verilmelidir. Ayrıca öğrencinin belli bir etkinliğe yönelmesi sağlanmalıdır.
b.   Çiftler belirlenmeli ve karşılıklı oturtulmalıdır.
c.   Eşler sürekli değiştirilerek, öğrencilerin diğer kişilerle de teması sağlanmalıdır. Önceleri her öğrenci sağındaki öğrenci ile, sonra solundakiyle daha sonra arkasındaki ve çapraz oturan öğrencilerle eşleştirilmelidir.
d.   Bu etkinlikler esnasında öğretmen dıştan bir gözlemci olarak sınıfta dolaşmalı ve gördüğü hataları ders bittikten sonra tartışmalıdır.
e.   Eşlerden biri tek kaldığında öğretmen onun eşi olabilmeli ve çalışabilmelidir.
f.    Bu etkinliklerin uzunluğu 5 ile 20 dakikayı geçmemelidir.
g.   Bu çalışmayı bir çift diğer çiftlerin önünde tekrarlamalı ve izleyenler onların çalışmaları hakkındaki görüşlerini bildirmelidirler.
h.   Grupların bütünlüğünün sağlanması için grup elemanlarının birbirlerine özel sorular sormaları istenebilir.
i.    Tüm etkinlikler herkesin eşit süreyle ve katılımıyla yapılmalıdır.

Sınıf içinde ikili grupların yanı sıra daha büyük gruplarla da çalışmalar yapılır.

Çalışma grupları kalabalık sınıflarda oluşturulurken bazı hususlara dikkat edilmelidir:

1.   Bir grupta beş veya altı grubun olması idealdir. Sınıf mevcudu beşe veya altıya bölünerek gruplardaki öğrenci sayısı belirlenebilir.
2.   Gruplar arasındaki yarışı ve yapılan çalışmaların niteliğini belirleyebilmek için her gruba aynı konu verilmelidir.
3.   Gruplar oluşturulurken öğrenciler tarafsız bir şekilde seçilmeli, iyi öğrenciler bir grupta toplanmamalıdır.
4.   Her grubun bir lideri yada koordinatörü olmalıdır. Grup lideri öğretmen tarafından atanabileceği gibi grup üyeleri arasından da seçilebilir.
5.   Öğretmen, grup çalışmalarını yakından izlemeli, çalışmaları kontrol etmeli ve grup üyelerine yardımcı olmalıdır.

Grup çalışmaları sınıf içinde uygulanırken her grubun tartışma yapabilmesi için 10 yad 15 dakikalık belli bir sürenin ayrılması, grup sözcüsünün konuyu sunması, sözcü grubun görüşünü açıkladıktan sonra sınıftaki diğer öğrencilerin onlara sorular yöneltmelerini istemesi ve böylece sınıfta tartışmaya yer verilmesi ve bu çalışmaların diğer gruplar içinde tekrarlanması gerekir.

Bu teknik, Türkçe dersinin sözlü ve yazılı anlatım çalışmalarında rahatlıkla kullanılabilir. Belirli bir konu hakkında, oluşturulan grupların görüşlerini diğer arkadaşlarına sunmaları ve bu konu hakkında sınıfta bir tartışma ortamı yaratmaları sağlanabilir.

Grup çalışmalarının yanı sıra sınıflarda münazara, panel, açık oturum, forum, sempozyum ve kolokyum gibi grupla tartışma etkinliklerine de yer verilebilir.



   Münazara, bir konu üzerinde belli kural ve yöntemlere uyularak yapılan tartışmadır.

   Panel, dinleyiciler önünde, seçilmiş bir konuşmacı grubun bir konuyu tartışmak amacıyla düzenlediği toplantı yada toplu görüşmedir.

   Açık oturum, güncel sorunların, herkesin izleyebileceği biçimde açık olarak tartışıldığı bir toplantıdır.

   Forum, değişik görüşlere sahip kişi yada öğrencilerin herhangi bir konudaki sorunları tartıştıkları bir tekniktir.
   Sempozyum, bir konuşmacı grubun, dinleyici yada öğrenci topluluğu karşısında bilimsel ağırlığı olan belirli bir konuyu değişik yönleriyle tartıştıkları bir tekniktir.

   Kolokyum, bilimsel bir sorunu incelemek yada siyasal, ekonomik ve diplomatik sorunları tartışmak için yapılan akademik nitelikteki toplantılardır.

MİKRO ÖĞRETİM

   İlk kez 19960 yılında öğretmen eğitiminde kaliteyi arttırmak amacıyla yapılan deneysel bir programın bir parçası olarak Stanford üniversitesinde geliştirilmiştir, bizde kimi özel kurumlarla üniversitelerde son yıllarda uygulamasına başlanmıştır. Bu teknik nasıl öğreteceği konusunda aday öğretmenleri yetiştirmek için öğretmen yetiştiren kurumlarda, özel sektör ve kamu kurumlarında hizmet içi eğitim çalışmalarında kullanılmaktadır.

   Bu teknikte dersler 5-20 dakika arasında tutulur. Öğrenci sayısının az olmasına dikkat edilir. Burada önemli olan konu mikro öğretim tekniğinin uygulanması süreci içindeki evreleridir. Mikro öğretim çoğunlukla “öğret,yeniden öğret” süreciyle sunulur.

   Öğret-yeniden öğret süreci altı basamaktan oluşur:

1.   Verilen görevin gereklerine uygun bir mikro ders hazırlanır,
2.   Belirlenen mikro ders öğretilir,
3.   Öğretme işleminin ne derece başarıyla yerine getirildiğine dair sözlü, yazılı yada teyple dönüt alınır,
4.   Bu alınan dönüt ışığında mikro ders yeniden düzenlenir,-
5.   Mikro ders yeniden öğretilir,
6.   Bu defa öğretme işleminde gerçekleştirilen yada gerçekleştirilemeyen iyileştirmelerle ilgili sözlü, yazılı yada teyple dönüt alınır.

Yeniden öğretme evresi isteğe bağlıdır. Yeniden öğretme evresi, “öğretme evresi”ndeki öğrencilerin dışındaki yeni öğrencilere uygulandığında daha iyi sonuçlar alınabilir. Burada unutulmaması gereken diğer bir konu da, öğretmen adaylarının son derece ciddi bir biçimde, bilimsel yapıcı eleştiriler getirmeleri ve saygılı olmayı daima göz önünde bulundurmalarıdır.

Bu teknik uygulanırken, öğretmen adaylarında diğer görevlerin yanında, özel öğretim stratejilerini kısa derslerle birleştirmeleri istenir. Her bir öğretmen adayı bu derslerde hem öğrenci hem de öğretmen rolündedir.

İŞBİRLİĞİNE DAYALI ÖĞRENME TEKNİKLERİ

İşbirliğine dayalı öğrenme özellikle düşük yetenekli öğrencilerin problem çözme ve üst düzey düşünme becerilerinin kazandırılmasında etkili olmaktadır. Öğrenciler başkalarının fikirlerine saygılı olmayı tartışmayı öğrenmektedirler. Öğrenme sırasında öğrencinin akranlarıyla etkileşimde bulunması ona zevk vermekte öğretme –öğrenme ortamı öğrenciler için eğlenceli hale gelmektedir.

İşbirliğine dayalı öğrenme gruptaki her bireyin katkısını gerektirdiğinden öğrencilerin öz saygı ve öz yeterlik duygularını geliştirmelerini yardım etmektedir. Öğrencilerin hata yapma korkusu ve kaygı düzeyine en aza indirerek öğretme öğrenme sürecine etkin katılımlarını sağlamaktadır.

En yaygın olarak kullanılan işbirliğine dayalı öğrenme teknikleri şunlardır.

1-   Öğrenci takımları ve başarı bölümleri
2-   Takım-Oyun-Turnuva
3-   İşbirliğine dayalı birleştirilmiş okuma ve kompozisyon
4-   Takım destekli bireyselleştirme
5-   Karşılıklı sorgulama
6-   Birleştirme
7-   Birleştirme II

Öğrenci Takımları ve Başarı Bölümleri ( ÖTBB)bu teknik slavin (1983) tarafından geliştirilmiştir.öğretmen her öğrenme takımına dört yada beş öğrenci atar. Her takımda başarı düzeyi yüksek ve düşük öğrenciler, kızlar ve erkekler, varsa farklı etnik kökenli öğrenciler dengeli bir şekilde yer almalıdır.

İşbirliğine dayalı öğrenme etkinliklerini uygulama:

Slavin (1990) bir takım çalışmasında aşağıdaki adımların izlenmesini gerekli görmektedir.
1-   Çalışma yapraklarının hazırlanması : Çalışma yapraklarındaki işlemler derste öğretilen kavramlarını ilkelerin ya da kuralların doğrudan uygulamalarını gerektirecek nitelikte olmalıdır. Ayrıca çalışma yapraklarındaki maddelerin cevapları da hazırlanmalıdır.

2-   Her bir takımı oluşturan öğrenciler bir arada takım masalarına yerleşmeli ve kendilerine bir takım adı seçmelidirler.

3-   Her takıma iki çalışma yaprağı ve cevapları dağıtılmalıdır. Öğrencilere sadece iki çalışma yaprağı verilmesinin nedeni öğrencileri birlikte çalışmaya özendirmektir. Ancak her öğrenci bireysel olarak soruları cevaplayacak ve cevaplarını cevap kağıdından kontrol edecektir. Eğer öğrencinin cevabı  yanlış ise doğru yolun açıklanması ve konun anlaşılmasının sağlanması diğer takım arkadaşlarının sorumluluğudur. Önemli olan nokta çalışma yapraklarının doldurulup teslim edilmesi değil çalışma yaprakları üzerindeki konular üzerinde çalışarak anlaşılmasının sağlanmasıdır. Bu nedenle çalışma yapraklarında soruların cevapları da verilmektedir.

4-   Öğrencilere çalışma yapraklarını tamamladıklarında gruptaki her bir öğrencinin izleme testini % 100 başarıyla yapacak düzeye gelmeleri gerektiği vurgulanmalıdır.

5-   Öğrencilerin soruları olduğunda öğretmene sormadan önce açıklamaları için takım arkadaşlarına sormaları gerektiği açıklanmalıdır.

6-   Öğretmen takımlar arasında dolaşarak takım içindeki işbirliğini arttırmaya ve böylece öğrencileri takım ödülü almaya teşvik etmelidir.

Biz bu etkinliği Türkçe dersi için de kullanabiliriz. Örneğin öğrencilere çalışma yapraklarında cümleler ya da birkaç paragraflık yazılar verilir ve öğrencilerden bunların içinde geçen sıfatları bulamaları istenir. Öğrenciler önce bireysel olarak bu etkinliği yaparlar. Daha sonra cevapları kontrol ederler. Gruptaki diğer arkadaşları ile çalışma yapraklarında bulamadıkları sıfatlar ya da yanlış cevaplar üzerinde konuşurlar, anlamaya çalışırlar. Doğru  cevaplar konusunda birbirlerini ikna etmeye çalışırlar.

İzleme Testleri : Takım çalışması tamamlandıktan sonra öğrencilerin konuyu ne derece anladıklarını belirlemek üzere izleme testi verilir. Öğrenciler izleme testini bireysel olarak alırlar ve bu test bireysel olarak puanlanır. İzleme testi çalışma yaprağına paralel olarak hazırlanır. Soruları ezberleyerek cevaplamayı önleyecek şekilde olmalıdır.
 İşbirliğine dayalı öğrenmede anlamlı öğrenmeyi sağlamak çok önemtaşımaktadır.

Takım Puanı: Takım üyelerinin her birinin izleme testinden aldığı puan önceki temel puanı ile karşılaştırarak ilerleme miktarı bulunur. İlerleme ölçüsüne göre takım puanı verilir. (Temel puan: Öğrencinin daha önceki sınavlardan aldığı puanların ortalamasıdır.)


Slavin’in ilerleme Puanı Belirleme Ölçütleri

İzleme Testi Puanı-Temel Puan            İlerleme Puanları

İzleme testi puanı öğrencinin temel             30
puanından 10 veya daha yukarı olduğunda          

İzleme testi puanı öğrencinin temel             20
puanından 5-9 puan yukarı olduğunda

İzleme testi puanı, öğrencinin temel            10
puanından + 4 farklı olduğunda

İzleme testi puanı öğrencinin temel             0
puanından 5 puan ve daha aşağıda ise

Örneğin sınıfın en başarılı öğrencisinin önceki temel puanı 85 idi. İzleme testinden de 90 aldı. Öyleyse  bu öğrencinin ilerleme puanı 20’dir. Başarı düzeyi daha düşük bir öğrencinin temel puanı 40 izleme testinden aldığı puan ise 60 ise ilerleme puanı 30’dur. Sonuç olarak bu öğrenci takım puanına sınıfın en başarılı öğrencisinden daha çok katkıda bulunmuştur.

Bu nedenle işbirliğine dayalı öğrenme, öğrenme düzeyi düşük olan öğrencilerin öz yeterlik ve öz saygı algılarını geliştirmede normal ve üstün yetenekli öğrencilere göre daha etkili olmaktadır.

   Bu teknik, öğrencileri kendi kendilerini aşmaları yönünde güdülemektedir. Çünkü, her öğrenci geçmişte aldığından daha iyi bir puan aldığı takdirde takım başarısına katkıda bulunmakta ve ödülünü almaktadır. Bu durumda, öğrencilerin birbirleriyle yarışmasını değil de, kendi kendileriyle yarışmasını ve birbirlerine yardım etmesini gerektirmektedir. Böylece sınıfta rahat, yardım almayı ve vermeyi teşvik eden keyifli bir öğrenme ortamı doğmaktadır.


 Takım-Oyun-Turnuva (TOT)

   Diğer bir işbirliğine dayalı öğrenme tekniği de yine Slavin ve arkadaşları (1983) tarafından geliştirilmiş olan takım-oyun-turnuva tekniğidir.

   Öğretmen dersle ilgili sunuşunu yaptıktan sonra, öğrenciler heterojen gruplara ayrılırlar. Materyalle ilgili soru ve problemleri cevaplamada birbirlerine yardım ederler. Takımda yer alan öğrenciler konuyu birbirlerine öğrettikten sonra, diğer takımlardaki öğrencilerden aynı düzeyde olan iki öğrenci ile turnuva masasında yarışırlar. “Turnuva masası” aynı düzeyde olan ve değişik takımlara ait üç öğrenciden oluşur ve turnuva haftada bir yapılır. Her masada kazanan öğrenci, takıma altı puan kazandırır. Her hafta düzenlenen turnuvada kazanan yarışmacılar bir sonraki hafta bir üst düzey yetenek grubundaki masalarda yarışırlar. Böylece, öğrencilerin kendi içinde ilerlemelerine olanak verilir.

   Ancak, son yıllarda yapılan bazı araştırmalarda elde edilen bulgular, TOT tekniği uygulamasının doğurduğu bazı istenmedik sonuçlara dikkat çekmektedir. Kazanan takımların üyeleri, başarısız takımların üyelerinden daha iyi öğrenmekte ve başarılı takımların öğrenme düzeyleri ve mutluluları başarısız takımlardan giderek artan oranlarda farklılaşmaktadır. Buna karşılık, kaybeden takımlardaki öğrencilerin kaygı düzeyleri, başarısızlığı kabul etme eğilimleri artmaktadır.

                                      

İşbirliğine Dayalı Birleştirilmiş Okuma ve Kompozisyon

   İşbirliğine dayalı öğrenme teknikleri listesine son yıllarda eklenen bir tekniktir. Bu teknik, geleneksel olarak kullanılan yetenek temelli okuma grupları yaklaşımını desteklemek üzere geliştirilmiştir. Sınıftaki her okuma grubundan ikişer kişilik gruplar oluşturulur. Öğretmen, bir okuma grubuyla çalışırken ikişer kişilik çalışma takımları karşılıklı öğretme tekniğiyle birbirlerine anlamalı okuma ve yazma becerilerini öğretmeye çalışırlar. Bu becerileri öğrenmeyle ilgili etkinlikler; yüksek sesle okuma, okudukları ile ilgili tahminde bulunma (okuduğu öykünün sonucunu tahmin etme vb.), sorular sorma, özetleme, okudukları öykü ile ilgili kompozisyon yazma gibi temel okuma ve yazma etkinlikleridir.

   Takımlar, testleri hazırlama, yazma ve yazdıklarını gözden geçirme-düzeltmede birbirlerine yardım ederler ve çoğu zaman takım kitapları yayınlanır. Takımlar, okuma ve yazma ödevlerinin tümünde, üyelerin gösterdiği performans ortalamasına göre ödüllendirilirler. Böylece, işbirliğine dayalı öğrenmenin temel özellikleri olan başarı için eşit şans, öğrenme için grup desteği ve en son ortaya konan performansta, bireysel sorumluluk gerçekleştirilmiş olur.


  
Takım Destekli Bireyselleştirme (TDB)

   Slavin ve arkadaşları tarafından geliştirilmiş bir tekniktir. Bu teknik, matematik öğretiminde kullanılmak üzere geliştirilmiştir. Öğrencilerden dört yada altışar kişilik heterojen gruplar oluşturulur. Her öğrenci önce kendi seçeceği başka bir öğrenciyle birlikte programlı öğretim materyalini kullanarak çalışır. Gerekli okuma ve çalışma yapraklarını tamamladıktan sonra ünitenin alt bölümleriyle ilgili küçük bir test ve daha sonra da ünitenin tamamıyla ilgili izleme testi alırlar. Birlikte çalışan bu iki öğrenci birbirlerinin cevap kağıtlarını puanlarlar. Takım puanları, her üyenin her hafta aldığı testlerden elde ettiği test puanlarından toplanarak elde edilir.

Eğer takım puanı önceden belirlenen takım standardını aşmış ise her üye, bir belge ile ödüllendirilir. Bu teknikte, bir takım diğerine karı yarışmaz, sadece takım önceden belirlenen takım standardını aşmaya çalışır.

Karşılıklı Sorgula (KS)

   Bu teknik çok değişik yaş düzeylerinde ve konu alanlarında kullanılabilir. Karşılıklı sorgula, özel materyalleri ve özel test etme işlemlerini gerektirmez. Öğretmen konuyu sunduktan sonra, öğrenciler ikili yada üçlü gruplara ayrılırlar. Birbirlerine konuyla ilgili sorular sorar ve cevaplar verirler. Öğretmen, öğrencilere ipucu oluşturmak üzere bazı soru kökü örnekleri verebilir. Örneğin;

   ………………………. nasıl kullanırdınız?Ø

   ……………………….Ø
nedenlerini açıklayınız?
   ………………………. iİlgili yeni bir örnekØ
veriniz?
   ………………………. benzerlikleri ve farklılıklarıØ
nelerdir?
   ………………………. olsaydı sonucun ne olacağınıØ
düşünürdünüz?
   ………………………. sınırlılıkları ve üstünlükleriØ
nelerdir?
   ………………………. olmaması için ne gibi önlemler almakØ
gerekir?

Örneğin, biz Türkçe öğretiminde kompozisyon çalışmaları için öğrencilere “…………. olsaydı sonucun ne olacağını düşünürdünüz?” soru kökünü ipucu olarak verebiliriz. Onlardan hikayeye yeni bir son yazmalarını isteyebiliriz.

Grup içinde öğrenciler birbirlerine sorular sorarak, birbirlerine danışarak, özgün fikirlerini birleştirerek ortak bir çalışma sunabilirler.

Bu sürecin geleneksel tartışma grubundan daha etkili olduğu kanıtlanmıştır. Çünkü öğrencilerin konu hakkında daha derin düşünmesini teşvik etmektedir.

Yine Türkçe dersinde bir tartışma konusu oluşturmak için öğrencilere “…..sınırlılıkları ve üstünlükleri nelerdir?” soru kökü yöneltilebilir. Mesela öğrencilerden dinleyerek ya da okuyarak öğrenmenin sınırlılıkları ve üstünlükleri konusunda grup olarak bir araştırma yapmaları istenebilir. Daha sonra her grup sırasıyla söz alarak konu hakkındaki düşüncelerini belirtir. Diğer gruplardaki arkadaşlarına katıldığı ya da itiraz ettiği noktaları açıklar. Böylece konuşma becerisini geliştirmeye dönük bir tartışma ortamı oluşmuş olur. Bu tür etkinlikler öğrencilerin etkin katılımını gerçekleştirdiği oldukça faydalıdır.

BİRLEŞTİRME

Bu teknik Aranson tarafından geliştirilmiştir. Öğrenciler 5-6 kişiden oluşan gruplara ayrılırlar. Tüm gruplar aynı üniteyi öğrenirler. Ancak ünite 5-6 bölüme ayrılır. Her gruptaki bir üye ünitenin belli bir bölümünü öğrenmek üzere seçer. Her üye kendi konusunu okur. Daha sonra farklı gruplardaki aynı konuyu alan gruplarında üyeler bir araya gelerek “uzmanlık gruplarını” oluştururlar. Uzmanlık gruplarındaki öğrenciler konularını tam olarak öğrendikten sonra kendi gruplarına dönerler. Konularını diğer grup arkadaşlarına öğretmeye çalışırlar. Öğrenciler grup içinde ünitenin tüm bölümlerini birbirlerine öğrettikten sonra tüm üniteyi kapsayan bir izleme testi alırlar. İzleme testinden elde ettikleri puanlar bireysel olarak değerlendirilir.

BİRLEŞTİRME II

Slavin birleştirme tekniğini yeniden düzenleyerek “Birleştirme II “ tekniğini önermiştir.
Birleştirme II’de her öğrencinin hemen başlangıçta ünitenin belli bir konusunu seçmesi yerine önce gruptaki tüm öğrencilerin ünitenin tüm konularını okur daha sonra uzmanlaşacakları konuyu seçerler. Daha sonra izlenecek olan yol Aranson’un tekniğinin aynısıdır.


Bireysel Öğretim Teknikleri

Bu teknikler daha çok öğrencilerin sınıf dışı öğrenmelerinde yararlı olacak tekniklerdir. Bunlar ;
1-   Bireyselleştirilmiş Öğretim
2-   Programlı Öğretim

Bireyselleştirilmiş Öğretim

Özel ders alan bir öğrencinin sınıftaki öğrencilerden daha başarılı olduğu varsayılırsa öğretiminde bireysel öğretime dönüştürülmesi olası görülmektedir. Ancak her öğrenci için sınıf içinde kullanılan teknikleri değiştirerek bireysel öğretime geçiş yapmak daha akılcı bir yaklaşım olarak görülmektedir.

Bir sınıfı oluşturan öğrenciler arasında bireysel farklar vardır. Bu durum öğrenciler arasında öğrenme hızlarında da farklılığı ortaya koymaktadır. Öğrenciler arasındaki bireysel farklılığın giderilmesi her öğrencinin öğrenme hızına uygun düşecek bir öğretimin yapılması öğretimin bireyselleştirilmesi ile olası görülmektedir.

Bireysel öğretim tekniği kullanılırken öğretmen ve öğrencilere yeni roller düşmektedir. Her şeyden önce öğretim öğrenci merkezli olmalıdır. Öğretmen sınıfın tümüne değil de 3-4 kişiden oluşan küçük gruplara açıklama yapmak durumundadır.

Grup çalışmaları daha çok okuma parçalarıyla ilgili tartışmalı soruların cevaplandırılmasına kompozisyon yazmaya ya da kısa konuşmalar hazırlamaya dönük olmalıdır. Öğretmen öğrenme üniteleriyle ilgili hedef davranışları belirler ve öğrencilerin bunları kazanıp kazanmadıklarını belirlemek için ünite sonlarında izleme testleri uygular. Bu testler aracılığıyla öğrencilerin öğrenme güçlükleri ve başarı durumları değerlendirilmiş olur.

Bireysel gereksinimlere dönük grup çalışmalarında değişik etkinliklere yer verilerek öğrencilerin değişik çalışmalar yapmaları istenir. Bunun için ;

•   Dönüşümlü günlük çalışmalar
•   Planlı grup çalışmaları
•   Düzey geliştirme çalışmaları

Dönüşümlü günlük çalışmalar

Bu çalışmalarda her öğrenci kendini yetersiz bulduğu konularda daha iyi yetiştirmek için düzenlenen sınıf için yeter sayıda gruplar oluşturulur ve her grupta konu üzerinde çalışmalar yapılabilir. Bu grupların başına o konuyu iyi öğrenmiş öğrenciler grup lideri olarak konur. Ayrıca öğretmen tarafından hazırlanan araç gereçlerle grup çalışmaları desteklenerek daha etkili bir çalışma yapmaları desteklenir.


Beceri Geliştirme Çalışmaları

Sınıf içinde beş küme oluşturulur. Bu kümlerden dördü anadil öğretiminde temel beceriler olarak bilinen dinleme konuşma okuma ve yazma becerilerini geliştirme amacına beşinci kümede öğrenci yönlendirmeye dönük olarak çalışır.

Örneğin birinci kümede dinlediğini anlama becerisini geliştirmeye dönük çalışmalar yapılır.

Bu çalışma teyp kaset eğitsel oyunlar, panel açık, oturum, münazara gibi tekniklerden de yararlanılarak konuşma becerisini geliştirici etkinliklere yer verilir. Üçüncü kümede sessiz okuma okuduğunu anlama becerisini geliştirici etkinlikleri yapılır. Dördüncü kümede de yazma becerisini geliştirici çalışmaları yapılır. Beşinci kümede ise öğrencilerin hangi kümeden işe başlamaları gerektiği konusunda bilgi verebilmek için yönlendirme çalışmalarına yer verilebilir. Bunun için gerekirse dört temel beceriyi ölçen ve öğrencilerin öğrenme güçlüklerini ortaya koyan tanılayıcı testler verilebilir.

Planlı Grup Çalışmaları

Öğrenciler bir akademik yılda ya da sömestrde kazanmaları gereken becerileri belli bir plan ve sıra içinde grup çalışmalarına katılarak tamamlarlar.

Örneğin birinci grupta bir öğrenci altı haftalık dinlediğini anlama becerisini geliştirici programa katıldıktan sonra ikinci gruba geçip orada yine beş yada altı haftalık olarak planlanmış konuşma becerisini geliştirme programına devam eder. Bu şekilde bir yılda alması gereken bilgi ve becerileri belli bir sıra içinde tamamlamış olur. Bu sıralamada yine öğrencilerin kendi gereksinmesi ön planda tutulur. Böylece öğretimin bireyselleştirilmesine daha çok yer verilmiş olur.

Düzey Geliştirme Çalışmaları

Bilindiği gibi yabancı dil öğretiminde başlangıç orta ve ileri olmak üzere üç düzey vardır. Öğrencilerin hazır bulunuşluk düzeylerini saptamak ve uygun programlara yönlendirmek için dört temel beceriyi de ölçen bir yeterlilik testi verilir. Bu testteki başarı durumlarına göre öğrenciler sınıflandırılıp, uygun programlardan başlamaları sağlanır. Örneğin bir öğrenci dinlediği anlama kursuna orta düzeyden okuduğunu anlama becerisini geliştirici gereksinmesine uygun bir öğretim yapılması sağlanmış olur. Bireyselleştirilmiş öğretim tekniğini kalabalık sınıflarda uygulamak güç olabilir.

Türkçe dersinde konuşma becerisini geliştirmeye dönük çalışmalar yapılabilir. Örneğin öğretmen önceden konuşma konuları belirler. Öğrenciler rastgele bir konu seçerler ve bu seçtikleri konu hakkında hazırlıksız konuşma yaparlar. Ancak bu konuşmaların süresi fazla uzun tutulmaz. Böylece her öğrencinin bu etkinliğe katılması sağlanır. Etkinlik sonunda en güzel konuşmayı yapan öğrenciye ödül vererek diğer öğrencilerde bu konuda güdülenebilir. Böylelikle öğrenciler bireysel olarak kendilerini geliştirme imkanı bulurlar.

PROGRAMLI ÖĞRETİM

Programlı öğretim ünlü psikolog  Skinner’ in pekiştirme ilkeleri esas alınarak ortaya atılmış bir öğretim tekniğidir. Programlı öğretim temelde öğretimin bireyselleştirilmesi ve hatanın en aza indirilmesi gibi iki önemli yenilik getirmektedir. Programlı öğretim öğrencinin öğrenme sürecine etkin katılmasını, bireysel öğrenme hızına göre ilerleme kaydetmesini ve her öğrenme sonucunun anında kontrol edilmesini sağlayan bir öğretim tekniğidir.

Programlı öğretimin temelini oluşturan Skinner’in pekiştirme ilkeleri şunlardır:

a-   Küçük Adımlar İlkesi : Bilgi üniteleri adım adım öğrenciyi ilerlemeye yöneltecek bir şekilde düzenlenmelidir.

b-   Etkin Katılım İlkesi : Her bilgi bir ilerleme aşaması oluşturmaktadır. Bu aşamada bir alıştırma ya da bir soru bulunmaktadır. Soru verilen bilginin kazanılıp kazanılmadığını yoklamaktan başka bilgiyi edinmekte ve özümlemekte bir araç olmaktadır. Böylece soru bir işlemi, bir eylemi başlatmakta yani öğrenme olayını sağlamaktadır. Öğrenme işi öğrencinin kendisi tarafından yapılmaktadır. Böylece öğrencinin etkin katılımı sağlanmaktadır.

c-   Başarı ilkesi : Öğrenciler hep başarmak zorundadırlar. Sorularda öğrencilerin başarabileceği güçlük düzeyinde olmalıdır. Güçlüğü aşmak bir sonraki öğrenmeler için gerekli olan güdüyü oluşturmaktadır.

d-   Anında Düzeltme İlkesi: Öğrenci soruyu cevapladıktan sonra doğru cevapla karşılaştırmakta, böylece kendi kendini kontrol etmekte ve düzeltmede hemen yapılmış olmaktadır.

e-   Dereceli İlerleme İlkesi: İlerleme aşamalı ve mantıklı olmalıdır. Yapılacak işlemlerin düzeyi basitten karmaşığa bilinenden bilinmeyene kolaydan zora olmalıdır.

f-   Bireysel Hız İlkesi: Öğrenci zamanı kendine uygun olarak ayarlamaktadır. Başarısızlık ya da sınıfta kalma söz konusu değildir.

Programlı öğretim tekniğinde öğrenci belirlenen hedef davranışlara kendi algı hızıyla bireysel bir çalışma sonucunda ulaşmaktadır.

Programlı öğretimin ülkemizde uygulanması çok sınırlıdır.

SINIF DIŞI ÖĞRETİM TEKNİKLERİ

Çağdaş anlamda eğiştim programı kavramı ele alındığında öğrenene okulda ve okul dışında planlanan etkinlikler yoluyla sağlanan yaşantıları düzeyi olduğu dile getirilmiştir( Demirel 1999).

Bu tanımda da belirtildiği gibi okul dışında da öğrenmelerin olduğu bu öğrenmelerin planlı,  programlı yapılması durumunda belirli öğretim tekniklerinin uygulanması söz konusudur. Bu tekniklerden en etkili olanlar, gezi, gözlem, görüşme, sergi, ödev ve projelerdir.

Sınıf dışı öğretim teknikleri Türkçe dersi alanında da etkili bir şekilde kullanılabilir.

1-   Gezi

Gezi okul ve sınıf içinde yapılan eğitsel çalışmaları tamamlamak ve yaşamla bağlantısını kurmak amacıyla yapılan planlı ziyaretlerdir. Öğrenciler bu teknik sayesinde olayları gerçek görünümüyle tanır ve bilgilerini ilk kaynaktan elde ederler. Bir ünite öğretildikten sonra uygulanması daha anlamlı ilişkiler kurulması açısından önem kazanır. Bir Türkçe  öğretmeni öğrencileriyle birlikte doğa yürüyüşüne çıkamayabilir, fakat bir kültür sanat etkinliğine gidebilir ve bu etkinlikle ilgili yazılar yazdırabilir. Örneğin tiyatro Türkçe alanında kullanılabilecek mükemmel ir etkinli olabilir. Çünkü tiyatro dili oldukça etkili kullanılan bir sanattır. Tiyatroda ifade gücü ve vurgu büyük önem taşımaktadır. Bu nedenle bir oyun öğrencilerle birlikte Türkçe’nin güzel ve etkili kullanımına bir örnek olarak izlenebilir.

2-   Gözlem

Gözlem, bir nesnenin olayın ya da bir geçeğin niteliklerini bilmek amacıyla dikkatli ve planlı olarak alınıp izlenmesine olanak sağlayan bir tekniktir. Gözlem bir olay bir nesne ya da durumla ilgili bilgi edinmek istenildiğinde kullanılır.

Öğrencilere bilimsel bir tutum kazandırmak için gözlem sistematik olmalı ve bir gözlem formuna göre yapılmalıdır.
Doğa bilinci kazandırmak amacıyla etkili bir şekilde kullanılabilir. Türkçe alanında kullanımı ise bir mevsimin bu mevsimdeki değişikliklerin gözlenmesi ve bununla ilgili kompozisyon kurallarına uygun olarak bir yazı yazdırılması şeklinde olabilir.

3-   Görüşme

Görüşme bir konu ya da bir sorunla ilgili bir kişinin ya da  bir uzmanın görüşlerini alma işidir. Sınıf dışı etkinliklerde öğrenciler bilgilendirilmelidir. Dah çok güdümlü görüşme yolları öğretilmelidir. Güdümlü görüşmede sorulacak sorular önceden belirlenmelidir. Görüşmeden sonra rapor hazırlanmalı ve sınıfa sunulması istenmelidir. Bir yarala öğrencileri bu tekniğin esaslarına bağlı kalarak görüştürülebilir, böylece öğrencilerin yazmaya ilgi duyması da sağlanabilir.

4-   Sergi
   
Yazar:İsmail KIRBAŞ
Kaynaklar:http://www.donusumkonagi.net/makale.asp?id=1607&baslik=beyin_firtinasi&i=beyin_firtinasi

Yorumlar - Yorum Yaz
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi2
Bugün Toplam65
Toplam Ziyaret1194593
Saat
Takvim
Hava Durumu
Anlık
Yarın
33° 36° 19°